Girdi yapan muhittin

“İstanbul’un bilinen ilk fotoğrafları”

İlk, en çok, en az vb. derken her zaman dikkatli davranmak gerekiyor. Basının eski fotoğraflarla galeri oluşturma merakını biliyoruz. Oluşturulan galeriler içinde “İstanbul’un ilk fotoğrafları” başlığını taşıyan ve 1850’li yıllarda çekilen fotoğraflara rastladık. Fakat 1850’li yıllardan önce Joseph-Philibert Girault de Prangey’in 1842-44 yıllarında İstanbul’u fotoğrafladığını biliyoruz.

Kolajlı eski İstanbul fotoğrafları

İstanbul’un değişimini daha çarpıcı şekilde gösterebilmenin yolu eski ve yeni fotoğrafları yan yana getirmek. Yaklaşık bir yıldır takipçiler ve bizim oluşturduğumuz kolajları bir albümde topladık.

Kınalıada

En geniş yeri 750 metre olup doğusu, güneyi be batısı falez halindedir. Çınar (115 m), Manastır (93 m) ve Teşvikiye (115) tepeleri bulunmaktadır. Ağaçları en az, fakat denize girme olanakları en fazladır. Çok az rıhtım yapıldığı için denizle kucaklaşması, çevre yürüyüş yollarını romantizm içinde tutar. Deniz kıyısı boyunca kahve ve lokantalar sıralanır.

77 yıl önce ve sonra Abbasağa

Abbasağa Parkı’nın Beşiktaş’a bakan kısmında yer alan Abbas Ağa Camii semte ismini vermiş. Parkın bir kısmı bu camiye ait mezarlıktan oluşmuş.

“Yeni Bir Turizm Rotası Olarak Büyük Usta Mimar Sinan”

İstanbul Kalkınma Ajansının eş finansmanı ile Türkiye Turing ve Otomobil Kurumu koordinatörlüğünde, İstanbul Kültür ve Turizm İl Müdürlüğü, Türkiye Seyahat Acentaları Birliği ve İstanbul Rehberler Odası desteğinde yürütülen ve 7 Kasım 2014 tarihinde tanıtım toplantısı gerçekleştirilen “Yeni Bir Turizm Rotası Olarak Büyük Usta Mimar Sinan” projesi çalışmalarına devam ediyor.

Bir semte ismini veren taşlar

Bu fotoğraf 1920’li yıllardan. Dolmabahçe’nin üst tarafında çekilmiş. Günümüzde bu alanın üzerinde Swissotel ve Taşlık Parkı (İnönü Heykeli’nin olduğu park) var.

Tavşanadası

Manuel I. Kommenos adalar hakkında yazdığı bir listede, Tavşanadası (Neo-Andros) için ‘’Manastırı da vardır’’ kaydını koymuştur. Manastırı Patrik İgnatios’un burada tesis ettiğini Nicetas Paplogones’in kayıtlarından anlıyoruz (J. Pargoire, Les Monasteres de Saint Ignace les plus petit ilots de archşpel des princes, Sofia, 1901). 1158’e kadar mevcudiyeti bilinmektedir. Adada harap halde görülen Spilia, Aya Yani (Ayios […]

1967 öncesi ve sonrası

1930’lu yıllarda Galata Kulesi… İstanbul’un en çok fotoğraflanan yerlerinden biri elbette Galata Kulesi. Fotoğrafta kulenin meşhur külah çatısının olmadığını göreceksiniz. Bu çatı 1850’lerin sonunda bir fırtınada uçmuş. 1967 yılına kadar yukarıda gördüğünüz formda kalmış. 1967’de biten restorasyon sonrası meşhur külah şeklindeki çatı geri gelmiş.