Suna ve İnan Kıraç Vakfı Pera Müzesi’nde 21 Ocak – 1 Nisan 2012 tarihleri arasında “Konstantiniyye’den İstanbul’a – 19. Yüzyıl Ortalarından 20. Yüzyıla Boğaziçi’nin Anadolu Yakası Fotoğrafları“ sergisi düzenlendi. Bu serginin açılışında bulunan basın mensuplarına bir bülten dağıtıldı. Bu bülten içerisinde eski İstanbul fotoğrafları ve şimdi paylaştığım semtler hakkında metinler yer alıyordu bu metinlerin İstanbul’a dair bir “blog”ta kullanılması doğru olur düşüncesi ile paylaşıyorum…

Anadoluhisarı, 1890, Abdullah Biraderler

Anadoluhisarı, 1890, Abdullah Biraderler

Kanlıca ile Anadoluhisarı sınırını “Bülbül Deresi” belirler. Şimdilerde yok olan bu derenin aktığı küçük körfez Boğaziçi’nin en küçük koylarından biridir. Körfez denilince eskiden akla Kanlıca ile Anadoluhisarı arasında yer alan bu küçük koy gelirdi.

Byzantion’lu Dionysios, ilkçağda “Phiale” adı verilen bu körfezden sözeder. Gyllius ise bölgenin “Kormion” adıyla tanındığını, Eremya Çelebi “Çay Körfezi”, İnciciyan önceleri “Kikonios” daha sonraları ise “”Kormios” adıyla bilindiğini belirtir.

Grup seyri ve mehtap âlemi geleneğinin XVII. yüzyılda Şeyhülislam Bahaî Efendi tarafından başlatıldığı anlatılır. Körfezdeki büyük yalısından dolayı XIX. yüzyılın sonlarına kadar bu küçük koy, Mihrâbâd adının yanı sıra Bahaî Körfezi adıyla da anılır.

Mihrâbâd ismi ise körfezin sol yamacında, III. Ahmed döneminde sadrazam Nevşehirli İbrahim Paşa’nın Padişah adına yaptırdığı Mihrâbâd Kasrı’ndan gelir.

XIX. yüzyılda Boğaziçi’ne yerleşen Mısırlı Halim Paşa’nın yaz aylarında düzenlediği mehtap âlemleri ünlüdür. Halılar ve minderlerle donatılan pazar kayığına yerleşen saz heyeti Boğaz’a açılır, her biri kendi dalında ünlü olan musikişinaslar sessiz Boğaz gecesini parlak nağmelerle doldurunca bütün yalıların kayıkhanelerinde bir hareketlilik başlar, feracelerini kapan hanımlar Halim Paşa’nın saz heyetini taşıyan pazar kayığının peşi sıra denize açılırlar. Bir dönem bu âlemlere katılan kayıkların çokluğundan, Boğaz’ın bir yakasından diğer yakasına kayıktan kayığa atlayarak geçildiği de söylenir.

Körfez’den Anadoluhisarı’na doğru sıralanan Hekimbaşı Salih Efendi, Marki Necib, Amucazade Hüseyin Paşa, Zarifi Mustafa Paşa ve Yasinci Yalıları bir dönemin anıtsal yapılarıdır. Günümüzde çok harap bir durumda olan 1699 tarihli Amucazade Hüseyin Paşa Yalısı Divanhanesi Türk sivil mimarisinin en önemli örneklerinden biridir.

Türklerin Boğaziçi’ndeki en eski yapısı hiç şüphesiz zaman içinde Güzelce Hisar, Yenice Kal’a ve Akça Hisar adlarıyla da tanınan günümüz Anadolu Hisarı’dır.

Anadolu Hisarı’nın yapımı tarihi konusunda farklı yorumlar vardır. Âşık Paşazâde 1390-1391 tarihini veriken, Nişancı Mehmed Paşa 1394-1395 tarihinde inşa edildiğini söyler. Kesin olan, bu hisarın Yıldırım Bayezıd tarafından Şile’nin fethinden sonra 1395-1397 tarihleri arasında yapılmış olduğudur.

30 Ekim 1878’deki Anadoluhisarı yangını sırasında büyük oranda tahrip olan yapı, kısa süre sonra dere ve deniz yönüne yapılan binalarla büyük oranda örtülmüş ve görkemini yitirmiştir. 1925 tarihinde Boğaz yolunun yeniden düzenlenmesi çalışmaları sırasında hisarın ortasından bir de yol geçirilir.